9 Ağustos 2010 Pazartesi

Tatil Bahane Yoka Şahane


Son sıra öyle şükreder oldum ki karşıma çıktı aklımı çeldi diye, hiç düşünmezken "arkadaş kalalım" mantığıyla onla görüştüğüm ilk gün beni köşeye sıkıştırması, ne istediğini bilen tavırlarıyla benle uzun uzun konuşmaya başlaması göründüğünden çok daha büyükkkkkkkkkkk kocaaa bir dev adam olduğunu düşündürtmüştü bana. Uzağa gideceğini bile bile evet deyişim, ilişkide uzaklık istemedediğimden "biz olmayız ama hadi bir deneyelim" demiştim o gün içimden. nerden bileyim ki hemen hemen 7 ayda işlerin umduğumdan çok fazla hatta neredeyse pürüzsüz olacağını. 1. ayımızda ilk tatilimizi geçirmiştik istanbul'da 5-6 gün kadar. ilk o gün demişti " bak artık kendimi sana bırakıyorum" diye. iyi ki de demiş. başıma gelen en güzel en başka biriymiş meğersem Yoka :) Benim hayatımda kalacak kalmasını arzuladığım o özel insandan tek istediğim bol sevgi bol ilgiydi. Meğer bunca zamandır burnumun ucundaymışta ben o ocak gününe kadar bir habermişim.

Bana baktığında, sevgi sözcükleri fısıldağında içinin titrediğini gördüm, "ben" değil, hep "biz" vardı onun için - taşınacağı evden bile "bizim evimiz" diye bahsediyor :) eros mudur nedir bilemedim vallahi -
günler haftaları , haftalar ayları getirdi, beni usul usul iyiden iyi aşık etti, ben aşık oldukça onu büyüleyip aşık ettim, bu sonsuz döngünün bile bile tutsakları olmayı kabul ettik bizde o zamanlar. Öyle büyüledik ki birbirmizi farkına varmadan bana ömrünü vermeyi istediğini söylediği gün bu adamın benim için bambaşka olduğuna, "işte evet o" düşüncesine iyice kabullendim.

Çok sevgi pıtırcığı ve her aşkta olduğu gibi tadını son damlasına kadar çıkardığımız arabesk günler yaşıyoruz Ocağın 18 inden bu yana kadar :)

yaklaşık 1 aydır birbirimizi göremeyişimiz, zaman yaklaştıkça burnumun ucundaki mis kokusunun ızdaraba dönüşü, yüzünü görmediğimden biriktirdiğim mutlulukları fiziken paylaşamamanın verdiği sıkıntılı günler ve yaklaşan sınavın stresi sonunda somurtmaya başlayan kalbim getirtti onu tekrar bu diyarlara. 3 günlük kısa bir tatil ayarlama fırsatı yakalattı bana.

Herşey dolu dolu ve 4-4lük olmalıydı. Şu halimle yapabileceğimin en iyisi 3 günlük her günü su dolu saatler barındırmalıydı tatilimiz. Düşünüp taşınma sonrası kuşadası- urla- çeşme - karaburun turlarında karar kılındı. ilk gün eğlenceli bir aquapark gezisi, ertesi gün yerini urlada deniz keyfi ve akşamına mangal kokulu anlara bıraktı, baktık kesmedi gece yarısı bastık gittik çeşme - alaçatıya. Kısa bir tanışma anı yaşattım Yoka'ya alaçatı ile, ona söz veiyorum ki daha uzun zamanlarda olucak alaçatıda :) ertesi sabah, sabaha doğru uyuyan bünyelerin gözlerini zorla açıp erkenden karaburun yollarına düşmeleri, karaburunda ilk kez yapılan dalışa ve geçirilen anların güzelliğini düşününce değerdi dedirtiyor insana.

Beni böyle seven ilgisini eksik etmeyen, attığı her adımda bizle ilgili planlar yaparak yoluna devam eden, sürekli iyiliğimi düşünen bu adamla ben seve seve ömrümü geçiririm onunla en güzel tatilleri en keyifli dakikaları ömür boyu hep planlar, yaşatırım ona. Sürekli mutlu olsun, hatta mutluluğu en çokta benim ellerimden olsun, herşeyi yaparım, hayatımda ailem dışında bu dnel sahiplendiğim mutlu etmek için bu denli çırpındığım bir başkası olmadı, daha nice güzellikler yaşıcak ve paylaşıcaz Yoka sen yeter ki hiç elimi bırakma :)

ps: Pşttt Blog buldum sonunda onu :) kurbağam prense dönüşüyor iyiyden iyiye.

1 yorum:

Erdoğan Tunaboylu dedi ki...

her ikinizin yazılarını gerçekten çok zevk alarak takip ediyorum.

fakat bu yazılarınızı birazda kıskançlık katarak okudum :) yalnız geçirdiğim koca bir yaz mevsiminde, aşkı böyle güzel anlatan yazıları kıskanmamak elde değil

umarım aşkınız daim olur...